En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

damarına çekmek

soyunun özelliklerini taşımak.

41 görüntülenme

doğduğuna pişman etmek

anasından doğduğuna pişman etmek.

41 görüntülenme

aç açık kalmak

yoksulluk içinde, evsiz barksız kalmak.

41 görüntülenme

ele geçirmek

1) yakalamak: 'Hele onu bir elime geçireyim, görürsün, burnundan getireceğim.' -H. Topuz. 2) sahibi olmak: 'İstanbul'u ele geçirmek için bu muharebeye girdiklerini ilan etmekten başka bir şey yapamadılar.' -Ö. Seyfettin.

41 görüntülenme

(bir şeyi) hedef almak

1) nişan almak; 2) ulaşılmak istenen amaca göre davranmak; 3) bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak.

41 görüntülenme

(bir şeyi) hesaba almak

göz önünde bulundurmak, işini yürütürken o şeyi de düşünmek.

41 görüntülenme

semer vurmak

1) semeri, yük hayvanının sırtına koyup bağlamak, semerlemek; 2) semer sırtı yaralamak.

41 görüntülenme

baş üstünde tutmak

çok iyi ağırlamak.

41 görüntülenme

boyuna bosuna bakmadan

'fizik yapısının gereğince gelişmemiş olmasını göz önünde bulundurmadan' anlamında kullanılan bir söz.

41 görüntülenme

işini görmek

1) görevini yapmak: 'Bu dünyaya geldi geleli elini ılıktan soğuğa vurmamış, işini hep kurnazlıkla görmüştür.' -Y. Kemal. 2) mec. dövmek; 3) argo öldürmek.

41 görüntülenme

güneş doğmak

sabahleyin güneş ufuktan yükselmek.

41 görüntülenme

ne biçim?

nasıl?

41 görüntülenme

açıkta kalmak (olmak)

1) iş ve görev bulamamak; 2) yersiz yurtsuz kalmak; 3) birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak.

41 görüntülenme

güneşi üzerine doğdurmamak

güneş doğmadan önce yataktan kalkmak: 'Ömrübillah güneşi üzerine doğdurmamış olmakla övünüyor.' -H. Taner.

41 görüntülenme

havaya uçmak

1) patlama dolayısıyla zarar görmek; 2) mec. havaya gitmek.

41 görüntülenme

anasını sat! (satayım!)

hlk. 'önem verme (vermem), aldırma (aldırmam), umursama (umursamam)!' anlamında kullanılan bir söz.

41 görüntülenme

eli dursa ayağı durmaz

kıpırdak, hareketli (kimse).

41 görüntülenme

derde (dertlere) düşmek

1) sorunla karşılaşmak; 2) mec. hastalanmak: 'Mutlaka umarsız dertlere düştüğümü biliyor.' -M. İzgü.

41 görüntülenme

akis uyandırmak

bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak.

41 görüntülenme

rivayet olunmak (edilmek)

bir olay, bir haber vb. anlatılmak: 'Mahkemeden kurtulup kapıdan çıkarken gizlice söylediği rivayet edilen bir laf var.' -N. F. Kısakürek.

41 görüntülenme

yüksek perdeden konuşmak

1) yüksek sesle konuşmak; 2) meydan okurcasına sert konuşmak; 3) yapılması güç şeyleri gerçekleştirebilecekmiş gibi abartmalı konuşmak: 'Güya bütün memleket arkamızda imiş gibi yüksek perdeden konuşmaya başlamıştık.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

41 görüntülenme

(bir şeyin) altını kısmak

ocağın alevini azaltmak.

41 görüntülenme

çaba harcamak

bir işi yapabilmek için elinden geleni yapmak: 'Tehlikeyi anlamış olacak ki seçimlerde oylarını dağıtmamaya çaba harcıyordu.' -T. Buğra.

41 görüntülenme

elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi

elini sallasa ellisi, başını sallasa tellisi.

41 görüntülenme

gönlü bulanmak

1) kusacak gibi olmak; 2) mec. kuşkulanmak.

41 görüntülenme

elinde avucunda nesi varsa

'maddi olarak sahip olduğu her şey' anlamında kullanılan bir söz.

41 görüntülenme

başı kazan gibi olmak

başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak: 'Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum.' -T. Dursun K.

41 görüntülenme

dava görmek

açılan davaları incelemek ve sonuca bağlamak: 'Danıştay, davaları görmek ... ve kanunlarla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.' -Anayasa.

41 görüntülenme

hayata atılmak

geçim sağlamak üzere çalışmaya başlamak: 'Altı yıllık ortaöğretim bitirmek, hayata atılmanın ilk koşulu sayılır orada.' -A. Erhat.

41 görüntülenme

bir dudağı yerde bir dudağı gökte

masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin.

41 görüntülenme