En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yok etmek

1) ortadan kaldırmak, ifna etmek, izale etmek; 2) mec. varlığına son vermek: 'Kurtulmak için ya yok olmalı ya yok etmeli.' -A. İlhan.

41 görüntülenme

göz boyamak

kandırmak, yanıltmak, gösterişle aldatmak: 'Yerine göre fakiri korur gibi görünür, gözleri boyar böylece.' -K. Korcan.

41 görüntülenme

affınıza sığınarak

'hoşgörünüze güvenerek' anlamında kullanılan bir nezaket sözü: 'Affınıza sığınarak malumatınızı da madamdan aldım.' -A. Ümit.

41 görüntülenme

fırsatı ganimet bilmek

çıkan fırsattan en iyi biçimde yararlanmak: 'Fırsatı ganimet bilen İbrahim Ağa, soluğu doğru Eminönü'nde aldı.' -H. R. Gürpınar.

41 görüntülenme

afiyet bulmak

iyileşmek, sağlığını kazanmak.

41 görüntülenme

(birini) kukla gibi oynatmak

1) birine her istediğini yaptırmak; 2) birinin istediğini yapıyor görünerek onu oyalamak.

41 görüntülenme

nabzı atmak

1) kalp vuruşu sürmek; 2) mec. ortaya çıkmak, görünmek, belli olmak: 'Viyana'da hayat sevincinin nabzı kahvelerde atar.' -H. Taner.

41 görüntülenme

maruz kalmak

bir olay veya bir durumla karşı karşıya olmak.

41 görüntülenme

(birinin) tepesine binmek (çıkmak)

genellikle kendinden daha güçsüz kimseleri ezmek, kötü davranmak: 'Böyle kız gibi nazik bir zabiti askerler sayarlar mı? Askerlerimiz tepenize çıkıyordur, nedir?' -R. N. Güntekin.

41 görüntülenme

(bir işin) kolayına bakmak (kaçmak)

bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçmek.

41 görüntülenme

çene patlatmak

karşı tarafa anlatabilmek veya kabul etmesini sağlamak için bir konu üzerinde uzun uzun konuşmak: 'Feti Bey'in boşu boşuna çene patlatmayacağı herkesçe bilinirdi.' -K. Korcan.

41 görüntülenme

nal toplamak

1) at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak; 2) mec. herhangi bir alanda geride kalmak.

41 görüntülenme

(bir işte) parmağı olmak

bir işi olumsuz yönde etkilemek, bir işe karışmış olmak.

41 görüntülenme

al benden de o kadar

tkz. 'ben de aynı düşüncedeyim, aynı durumdayım' anlamında kullanılan bir söz.

41 görüntülenme

eli genişlemek

bolca paraya kavuşmak.

41 görüntülenme

namusu iki paralık olmak

onursuz bir duruma düşmek.

41 görüntülenme

az değil

birinin herhangi bir karakter bakımından göründüğü gibi olmadığını anlatmak için söylenen bir söz: Sen de az değilsin, muziplikte ona taş çıkartırsın.

41 görüntülenme

ağız birliği etmek

bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak, söz birliği etmek.

41 görüntülenme

gözden (gözünden) düşmek

bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek: 'Muhtarın oğlu bu hasta köpeklere düşman olduğu günden beri gözümden düştü.' -S. F. Abasıyanık.

41 görüntülenme

gözüne dizine dursun

nankörlük eden birine 'Allah nankörlüğünün cezasını seni kör ve kötürüm ederek versin' anlamında söylenen bir ilenme sözü: 'Yaptığım iyilik gözünüze dizinize dursun.' -S. F. Abasıyanık.

41 görüntülenme

sahip çıkmak

1) kendinin olduğunu ileri sürmek; 2) korumak, koruyucu olmak, ilgilenip gözetmek: 'Yazarlara yalnız yazarlar sahip çıkıyor.' -A. Ağaoğlu.

41 görüntülenme

dünyayı tutmak

çok yayılmak, her yere dağılmak: 'Şöhreti dünyayı tutan Paris kadını nadiren güzeldir.' -A. Haşim.

41 görüntülenme

düşeş atmak

1) tavlada zarlar altı altı gelmek: 'Terlikçi İhsan, üst üste iki düşeş atmakla marsı sağlamış gibiydi.' -H. Taner. 2) mec. umulmadık bir başarı kazanmak.

41 görüntülenme

göz göze gelmek

her iki tarafın bakışları karşılaşmak: 'İşte bu iki adam bir aralık göz göze geldiler.' -İ. H. Baltacıoğlu.

41 görüntülenme

ser verip sır vermemek

ağzı sıkı olmak.

41 görüntülenme

evde kalmak

tkz. kızın evlenme çağı geçmiş olmak: 'Hiç evlenmeyen kız olur muymuş, evde kalmış mı dedirtecen kendine?' -E. Işınsu.

41 görüntülenme

dimdik ayakta durmak

yıkılmamak.

41 görüntülenme

kendini bir şey sanmak

kendini olduğundan çok değerli görmek.

41 görüntülenme

bıçak gibi kesmek

1) çok keskin olmak; 2) birdenbire ve tamamen ortadan kaldırmak.

40 görüntülenme

su koyuvermek

1) sebze ve et pişerken suyunu salıvermek; 2) argo sözünde durmamak, cıvıtmak: 'Melahat büsbütün su koyuvermiş, yerlere yatarak gülüyor.' -H. Taner. 3) vazgeçmek; 4) beklenen görevi yapmamak.

40 görüntülenme