En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

sarsıntı geçirmek

beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek, üzülmek.

34 görüntülenme

nevaleyi düzmek

1) gerekli yiyecek ve içeceği sağlamak: 'Elinde yiyecek paketleriyle evin nevalesini düzmüş, geri dönüyor.' -R. H. Karay. 2) sofrayı hazırlamak.

34 görüntülenme

yol yakınken

sezilen veya beliren kötü duruma düşmeden: 'Bizimle birlikte gelmesinler. Yol yakınken başlarının çaresine baksınlar.' -M. Ş. Esendal.

34 görüntülenme

meydan dayağı yemek

kalabalık içinde iyice dayak yemek: 'Vallahi meydan dayağı yesem bu kadar perişan olmazdım.' -R. N. Güntekin.

34 görüntülenme

savunmasını almak

soruşturma sebebiyle suçlanan birisinin düşüncesine başvurmak.

34 görüntülenme

su etmek

den. bir geminin içine herhangi bir yerinden su girmek veya su sızmak.

34 görüntülenme

imtihana çekmek

1) bilgisini ölçmek; 2) denemek, sınamak.

34 görüntülenme

yükünü tutmak

çok zengin olmak, zenginleşmek: 'Zira bazı insanlar da vardır ki yüklerini tuttuktan ve biraz da yaşlandıktan sonra kendilerini bir nevi santimantal veya dinî mistisizme verirler.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

33 görüntülenme

sırtı kaşınmak

dayak yemeyi hak edecek davranışta bulunmak.

33 görüntülenme

ifrata kaçmak

çok ileri gitmek, aşırı davranmak.

33 görüntülenme

yemini basmak

çabuk ve kuvvetli olarak yemin etmek: 'Her akşam, beş paralık alışveriş etmedim diye yemini basar.' -H. E. Adıvar.

33 görüntülenme

namusunu temizlemek

ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kurtulmak için birini veya kendini öldürmek.

33 görüntülenme

şamar patlatmak

aniden güçlü bir tokat atmak: 'Sağ avucumun bir şamar patlatmak için nasıl kaşındığını hâlâ unutmuyorum.' -T. Uyar.

33 görüntülenme

tutuya bırakmak (koymak)

ödünç para almak için değerli bir şeyi rehin olarak vermek, rehin vermek.

33 görüntülenme

silah patlamak

1) silah ateş almak; 2) mec. savaş başlamak.

33 görüntülenme

peşine takmak

yanında götürmek: 'Valinin yerini öğrendiği gibi savuştu Bayram, İlyas'ı peşine takıp.' -A. Kulin.

33 görüntülenme

küçük oynamak

kumarda az para ile oynamak.

33 görüntülenme

mayasında olmak

içinde olmak.

33 görüntülenme

sağını solunu bilmemek

düşüncesiz, dikkatsiz olmak.

33 görüntülenme

nasibini almak

güzel, hoşa giden bir şeyden kısa bir süre de olsa yararlanmak, sebeplenmek: 'Herkes ondan haz veya hüzün, kendi nasibini alırdı.' -A. Ş. Hisar.

33 görüntülenme

espri patlatmak

konuşma sırasında, beklenilmedik anda, ortama uygun hoş, nükteli veya ilginç söz söylemek.

33 görüntülenme

birbirine katmak

1) aralarını açmak, aralarını bozmak, olay çıkarmak; 2) karıştırmak.

33 görüntülenme

sakal bırakmak (koyuvermek veya salıvermek veya uzatmak)

sakalını tıraş etmeyip büyütmek: 'Yaşıtlarının hemen hepsi sakal koyuverdi.' -Y. Z. Ortaç.

33 görüntülenme

bela aramak

kavga çıkarmak için fırsat kollamak: 'Geceleyin belanı arama, haydi nerden geldinse bas git oraya.' -E. İ. Benice.

33 görüntülenme

(biriyle) kafa bulmak

alay etmek.

33 görüntülenme

ökseye basmak

dikkatsizlik ederek zarara uğramak veya yanılmak.

33 görüntülenme

bela getirmek

kötülüğe, felakete uğratmak: 'Yurtlarına bela getiren bu kadını, ayıplamıyor kentin uluları.' -A. Erhat.

33 görüntülenme

(birinin) ahı tutmak

birinin ilenmeleri gerçekleşmek.

33 görüntülenme

zaaf göstermek

zayıflığı, yeteneksizliği ortaya çıkmak.

33 görüntülenme

plak bozulmak

argo can sıkmak, bıkkınlık verecek biçimde konuşmak, dırdır etmek.

33 görüntülenme